Advertisements

Kerbela katliamı (Hz. Hüseyin’in, Oğlunun ve Beraberindekilerin Şehit Edilmesi)

Advertisements

İslam dininin son peygamberi Hz. Muhammed’in torunu olan Hz. Hüseyin, tam 1378 yıl önce Kerbela’da şehit edildi.

 

Kerbela olaylarının gelişimi Hz. Muhammed’in 632 yılında vefat etmesiyle başladı. İslam dininin son peygamberi Hz. Muhammed’in vefatının ardından Müslüman toplumunun başına kimin geçeceği konusunda bir kaygı oluştu. Müslümanların bir kısmı ilk olarak Ebu Bekir’in halifeliğini kabul etti. Ardından da Ömer bin Hattab, Osman bin Affan ve Ali bin Ebu Talib halifeliğe geldi.

656 yılında Osman’ın Asiler tarafından katledilmesinin ardından Ali, halife olarak başa geçti. Yaklaşık 5 yıl halifelik yapan Ali, 661 yılında Hariciler tarafından gerçekleştirilen bir suikastle şehit edildi ve iktidar 20 yıllığına Muaviye’de kaldı.

Muaviye, hayattayken oğlu Yezid’e biat edilmesini istese de destekçileri ve Hicaz ahalisi, Yezid’e biat etmeyi reddetti. Biat etmeyi reddetmek için sebep olarak Hasan ile yapılan anlaşma gösterildi. Yezid’e biat etmeyi reddeden toplumu gören Muaviye, biat etme isteğinden vazgeçti.

680 yılında ölen Muaviye’nin ardından Yezid iktidara geçti ve ilk iş olarak Medine valisine bir mektup yazdı. Yazdığı mektupta Hüseyin’e değil, kendisine biat etmesini istedi, reddetmesi halinde bunu canıyla ödeyeceğini belirtti.

Bu arada Hüseyin Kûfelilerden kendisine bağlılıklarını sunan mektuplar alıyordu. Kûfe’ye gelip halife olduğunu ilan ederse Hüseyin’i destekleyeceklerini söylüyorlardı. Hüseyin bu teklifleri ciddiye aldı ve Kûfe’deki taraftarlarının gerçekte olduğundan çok daha fazla olduğunu zannetti.

Yaklaşık 70 yareni ve ailesi lie Kûfe’ye doğru yola çıktı. Sayıca az olan Kûfeli taraftarlar, Yezid’in yandaşları tarafından bastırıldı. Hüseyin ve beraberindeki 70 kişi, Kerbela’da Yezid’in 4500’e yakın adamıyla karşılaştı. Çıkan savaşta Hüseyin’in, 6 aylık bebeği susuzluktan ölmek üzereydi ve oğlunu kucağına alarak Yezid’in karşısına dikildi. Oğlu için Yezid’den bir yudum su istedi ancak Hurmala bin Kahil, çocuğu okla boynundan vurarak şehit etti.

Hüseyin oğlunu gömdükten sonra tekrar düşmanın karşısına çıktı ve onları teslim olmaya davet etti. Birebir savaşta çok fazla kayıp veren Ömer bin Sa’d’ın ordusu Şimr bin Zi’l Cevşen’in emriyle toplu hücuma geçti ve her taraftan ok ve mızraklar Hüseyin’in üzerine yağmaya başladı. Sinan bin Enes en-Nehai veya Şimr bin Zi’l Cevşen kafasını kılıçla keserek Hüseyin’i öldürdü. Kafası mızrağa takıldı ve herkese gösterildi. Üzerindeki değerli eşyalar alındı ve yarı çıplak bırakıldı. Ubeydullah bin Ziyad’ın emri üzerine Hüseyin’in cesedi atlara çiğnetildi. Daha sonra Yezid’in askerleri çadırlara girdiler ve kampı yağmalamaya başladılar. Ölen 72 kişinin cesedi El-Gadiriye köylüleri tarafından ertesi gün defnedildi.

Ertesi gün kadınlar ve çocuklar develerle yargılanmak üzere Kûfe üzerinden Şam’a götürüldüler. Çok kötü muamelelere tabi tutuldular. Açlık ve susuzluğun üzerine Hüseyin ve askerlerinin kaybının acısı da eklenmişti. Yezid’in bu kötülükleri yapmaktaki amacının Hüseyin’in destekçilerinin ne hallere düştüğünü gösterip, halkın desteğini kaybetmesini sağlamak olduğu söylenir.

Bununla birlikte Kerbelâ’dan Kûfe’ye ve Kûfe’den Şam’a yapılan yolculuklarda Hüseyin’in kız kardeşi Zeynep bin Ali ve oğlu Zeynelabidin her fırsatta Yezid’in neler yaptığını ve Kerbela’da işlenen suçları Müslümanlara anlattılar. Yezid’in mahkemesine çıkarıldığında Zeynep büyük bir cesaret örneği sergileyerek Yezid’in halifeliğinin geçersiz olduğunu ilen etti ve Hüseyin’in Yezid’e başkaldırısını övdü.

Tutuklular bir sene Şam’da tutuldular. Hüseyin’in 4 yaşındaki kızı Sakine bin Hüseyin acıya dayanamayarak vefat etti. Yerel halk tutukluları hapiste yalnız bırakmadı ve Zeynep bin Ali ile Ali bin Hüseyin her gelen ziyaretçiye Hüseyin’in haklı davasını anlattılar. Günümüz Suriye ve Irak’ına denk gelen topraklarda Yezid aleyhtarı oluşumlar baş göstermeye başladı. Durumdan endişelenen Yezid tutukluları serbest bırakarak Medine’ye gönderdi. Yaşananlar kulaktan kulağa yayıldı ve Kerbela Olayı günümüze kadar Aşurâ Günü’nde yâd edile geldi.

Bir Cevap Yazın