Advertisements

Küçük Prens Özeti

Advertisements
Advertisements

ADI: Küçük Prens

YAZARI: Antoine De Saint-Exupéry

1)KİTAP HAKKINDA: (Arka Kapak Bilgisi)
Antoine de Saint-Exupéry tarafından New York’ta bir otel odasında yazılan Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana milyonlarca insanın kalbini fethetmeye devam ediyor. Küçük Prens’in yaşadıklarını anlıyor, kırgınlıklarına üzülüyor, söylediklerine hak veriyoruz. Gezegenindeki çiçeğiyle pek anlaşamadığı için biraz uzaklaşmaya karar veren, yolculuğu sırasında Dünya’ya da uğrayan Küçük Prens Sahra Çölü’nde bir pilotla karşılaşır. İşte olan biteni de bu pilot anlatır bize. Kimdir Küçük Prens, neden sürekli sorular sorar, çiçeğiyle neden anlaşamamıştır, gittiği diğer gezegenlerde kimlerle karşılaşmıştır ve neler öğrenmiştir? Bu öyküyü dinlerken Küçük Prens’in yaşadıkları ve öğrendikleri sayesinde hayatımıza tekrar bakıyoruz ve yaşamı anlamlandırmada ‘ne kadar da büyüdüğümüzü” görüyoruz. Küçük Prens’in de dediği gibi “Büyüklere her şeyi açıklamak gerekir zaten.”

2)KİTABIN KONUSU:
Bir çocuğun gözünden büyüklerin bazen hiç farkına bile varmadıkları yanlışlarını anlatır. Küçük Prens adlı kahraman yaptığı gezileriyle yetişkinlerin bakış açılarını öğrenmeye çalışmaktadır. Kitap, çocuk ruhuyla yetişkin anlayışının birbirinden nasıl uzaklaştığını küçük masallarla anlatmaktadır. Çocuklarla yetişkinler arasındaki bakış açısının farklılığı üzerinde durur.

3) KİTABIN ÖZETİ:
Küçük Prens kitabı yazarın 6 yaşında iken Yaşanmış Öyküler adlı bir kitapta, avını yutan bir boa yılanının resmini anlatarak başlar. Bundan esinlenerek fil yutmuş bir boa yılanı çizer. Büyüklere “korktunuz mu” diye sorar. Herkes bir şapkadan korkmayacaklarını söyler. Hiç kimse onun fil yutan bir boa yılanı olduğunu anlamaz. Hatta ona resmi bırakıp bunun yerine tarih, aritmetik, coğrafya, dil bilgisine yoğunlaşmasını söyler ve yazarımızın resim yeteneği kaybolur.

Yıllar sonra yazarımız büyür ve pilot olur. Sahra Çölü üzerinde giderken bir uçak kazası yapar ve çöle zorunlu şekilde inmek zorunda kalır. Yardım isteyecek kimse yoktur. Ölüm kalım meselesi olur, çünkü yanında sadece 8 günlük suyu kalmıştır. Uyurken “Bana bir koyun resmi çizer misin?” diyen Küçük Prens’in sesiyle uyanır. Kimseye benzemeyen sarı saçlı küçük bir çocuktur bu. Yazar, farklı bir gezegenden gelen Küçük Prens’e önce fil yutan boa yılanını çizer. Prens, “Ben fil yutan bir boa yılanı istemiyorum” der. Pilot şaşırır, çünkü kimse o güne kadar bu resmi anlamamıştır. Bir kaç denemeden sonra kapalı bir kutu çizer, içinde koyun var der. Prens bu resme bayılır.

Küçük Prens kendi hikayesini anlatmaya başlar. Biri sönmüş üç volkanı ve harika, evrende eşi benzeri olmayan bir çiçeği olduğunu sözler. Küçük Prens baobap ağaçlarıyla kaplı küçük bir gezegende tek başına yaşadığını söyler.

Kendine bir uğraş olsun diye ayrıca bilgilerini arttırmak için yaptığı gezileri pilota anlatır. Gezilerinde tanıştığı değişik gezegenlerde birbirinden çok farklı insanları, bu insanların meslekleri, ilgi alanları gibi şeyleri pilota anlatır.

Gezdiği gezenlerin birinde her şeyi yönettiğini ve kontrol ettiğini düşünen bir kral, diğerinde kendini beğenmiş bir adam, bir başkasında sürekli sayılarla ve hesaplamalarla uğraşan bir iş adamı, birinde devamlı fenerini yakıp söndüren bir fenerci ve birinde de devamlı içen bir sarhoşla karşılaşır. En sonuncu gezegende buluşlarını kaybeden bir kaşife rastlar. Kaşif ona dünyaya gitmesini söyler. Böylece prensimizin gittiği yedinci gezegen dünya olur. Dünyada bir tilkiyi evcilleştirir.

Tilki ona bir sır verir: “İşte sırrım, çok basit: En iyi yüreğiyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez.” der. Diğer gezegenlerde gördüğü karakterlerin aynısının dünyada binlerce olduğunu görür. Böylece bir yıl kaldığı dünyadan kendi gezegenine dönmek ister. Çünkü orada bakmak zorunda olduğu bir çiçeği vardır. Aslında o çiçekten dünyada binlercesi vardır ama büyükler çiçeklerinin kıymetlerini bilemezler. Ayrılık pilotumuz için zor olur çünkü aradığı konuşma arkadaşını çok geç bulmuştur. Küçük Prens gezegenine döner, pilotumuz da uçağı tamir edip ülkesine döner. Hiçbir zaman prensi unutamaz ve altı yıl sonra bu öyküyü kaleme alır. “Eğer yolunuz Afrika’ya düşerse, eğer bir çocuk size doğru geliyorsa, gülüyorsa, altın sarısı saçları varsa o olduğunu hemen anlayacaksınız. O zaman n’olur, beni böyle kederler içinde bırakmayın geri döndüğünü yazın…” diyerek öyküsünü sonlandırır.

4) KİTABIN ANA FİKRİ:
Kitap, büyüklerin düşüncesizce yaptıkları hatalarına, yaptıkları yanlışlıklara eleştirel bir gözle bakmaktadır. İnsanların büyüdükçe çocuk ruhunu ve çocuk psikolojisini nasıl unuttuklarını anlatıyor.

5) KÜÇÜK PRENS KİTABININ KARAKTERLERİ

Küçük Prens : Gezegeninde güzel bir çiçek ile yaşayan ve çeşitli gezegenleri dolaşan çocuk prenstir. Dünyada pilotla karşılaşan ve ona kendi hikayesini anlatan kahramanıdır.

Yazar (Pilot) : Küçük yaşlardayken resim yapmasına ilgisiz kalınan, büyüyünce pilotluk yapan yazardır. Uçağı bozulduğu için çöle iniş yapmak zorunda kalmıştır. Çölde tanıştığı Küçük Prens onun dostu olur.

Kral : Gezegeninde yalnız yaşayan ve her şeye hakim olduğunu sanan birisidir.

Kendini Beğenmiş Adam : Küçük Prens’in gezdiği bir gezegende tanıştığı kendini çok beğenmiş bir insandır.

Sarhoş : Utancını unutmak için sürekli içki içen hikaye kahramanıdır.

İş Adamı : Sürekli hesap-kitap işleriyle uğraşan, bu işi çok önemseyen bir insandır.

Bekçi : Gezegendeki fenerleri gece-gündüz durumuna göre yakıp söndüren kişidir.

Kaşif: Masa başından kalkmadan kaşiflerin edindikleri bilgileri not alan kişidir.

Demiryolu Makasçısı : Trenleri bazen sağa bazen de sola gönderme işini yapan kişidir.

Satıcı : İnsanlara zaman kazanmaları için su ihtiyacını giderici haplar satan kişidir.

6) KÜÇÜK PRENS KİTABINDAN ALINTILAR

“Küçük Prens yine konuşmaya başladı:
‘İnsanlar nerede? Çölde biraz yalnızlık duyuyor kişi…’
‘İnsanların arasında da yalnızlık duyulur’ dedi yılan.”

“..Kibirli insanlar herkesi kendilerini hayran sanırlar..”

Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat! Daima söylerim ya… Toysun. Bu hayatta nezaket sökmez. Çaresiz mütecaviz ve haşin olacaksın…

“Birden susturdum tüm dünyayı sen konuş diye, nasıl sağırsın kendine”

İnsan ancak yüreğiyle bakarsa bir şeyi iyi görür, iyi anlar. Gözler bir şeyin özünü göremez.

Küçük prens ekledi:
” Ama gözler kör. Yüreğiyle bakmalı insan…”

“Sana sırrımı açıklayayım: Bir şeyin özünü yanlızca kalbinle görebilirsin. Gözler özünü göremez.”

İnsan çok üzgün olunca günbatımlarından hoşlanır.

“örneğin, öğlenden sonra saat dörtte gelecek olursan ben saat üçten sonra mutlu olmaya başlarım.”

Birinin sizi evcilleştirmesine izin verirseniz gözyaşlarını da hesaba katmalısınız.

Büyükler böyledir işte .Onlardan çok şey beklememek gerek. Çocuklar ,büyüklere karşı son derece hoşgörülü olmak zorundalar .

Kendini beğenmiş duymadı bile. Çünkü kendini beğenmişler yalnız övgüleri dinler.

“Onun diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, gülüne ayırdığın vakittir. İnsanlar bunu unuttular. Ama sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeyden sonsuza dek sen sorumlusun. Gülünden…”

Bütün tavuklar birbirine benziyor, Bütün insanlar da… Bu yüzden çok sıkılıyorum.

“Eğer kimseye ait olmayan bir elmas bulursan, o senindir. Eğer bir fikri herkesten önce düşünürsen, o fikrin patentini alırsın ve artık senin olur. Bana gelince; yıldızlar bana ait, çünkü daha önce kimse yıldızlara sahip olmayı düşünmemiştir.”

Kendini yargılamayı becerebilirsen, gerçek bir bilgesin demektir.

Ama sen beni kendine alıştırırsan birbirimize gereksinme duyarız. Sen benim için dünyada bir tane olursun. Bende senin için dünyada tek…

Ben üzgündüm. Ama onlara “yorgunum” dedim.

Ve biz çocuklar; büyüklere, herhangi bir şeyi anlatabilmek için oldukça yoruluyor ve sıkılıyoruz.

İnsanlara kazanmak artık yetmiyor, başkalarında kaybettiğini görmek istiyorlar.

” Keşke , herkesin ömrü vicdanı kadar olsa… ”

İnsanın kendini yargılaması başkalarını yargılamasından çok daha güçtür.

“Zaten şu büyüklere her şeyi açıklamak gerekir.”

” Yıldızlar bana ait çünkü daha önce kimse yıldızlara sahip olmayı düşünmemişti.”

“Söyledikleriyle değil, yaptıklarıyla değerlendirmeliydim onu.”

“Ölene kadar sorumlusun gönül bağı kurduğun her şeyden.” dedi tilki.

“Ölümlü, gelecekte yok olma tehdidi altında olan demektir.”

Eğer kelebekleri tanımak istiyorsam, birkaç tırtıla katlanmak zorundayım değil mi?

Kişi gerçeği ancak kalbiyle görebilir; değerli şeyler gözle görünmez.

Biliyor musun, insan kederli olunca, güneşin batışını daha çok seviyor.

Advertisements

1 Yorum

  1. Merhabalar,

    Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry’in dünyaca ünlü eseri “Küçük Prens” masalını üniversiteden mezun olduktan sonra bir arkadaşımın bu kitabı bana hediye etmesiyle okumuştum. Bazen diyorum keşke okumakta bu kadar geç kalmasaydım bu masalı çünkü masal hayata dair ilham alınacak öğütlerle dolu. Masalda geçen en sevdiğim alıntılar da:

    ‘’İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.’’
    ’’İnsanların arasında da yalnızlık duyulur.’’

    Bu sözleri ne zaman Küçük Prens masalını görsem hemen hatırlarım. İzninizle ben de sizinle okumanız üzere masaldan kalbime kazınan diğer sözleri paylaşmayı çok isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/antoine-de-saint-exupery-kucuk-prens-masalindan-kalbime-kazinan-24-alinti/

    Güzel okumalar dilerim,
    edebiyatla ve sağlıkla kalın.

Bir Cevap Yazın