İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Albız-Albastı-Alkarısı ile İlgili Uygulama ve İnanışlar

*Al karısı kısrak ata biner; atın saçını örer ve terletirmiş.
*Al karısını yakalamak için atın üstüne acı sakız koyar, yakasına iğne batırır, her işte çalıştırırlarmış. Al karısı, yakasındaki iğne çıkarılınca kaybolurmuş.


*Kızılcık çıkaran çocuğa al karısı tebelleş olmasın diye yalnız bırakılmaz; yoksa çocuk çalık olur.
*Al karısından korunmak için bazı kadınlar da başlarına rapata koyarlar.
*Rapataya çuvaldız, iğne sokulur ki al karısı gelmesin.
*Al karısı uzun boylu, parmakları uzun, saçları dağınık, vücudu yağlı, el ve ayakları küçük, dişlek bir cindir.
*Kısrak atlara ve loğusa kadınlara düşmandır.
*Al karısı gerçektir.
*Al karısı erkeklerden korkar.
*Al karısı cin türü; samanlık ve ahırlarda bulunan öcü gibi bir şeydir.
*Al, karanlık odalara gelir.
*Yalnız olan loğusa kadına al gelir, ağırlık basar.
*Loğusa kadınlar başlarına çuvaldız sokarlar ki al basmasın.
*Loğusa kadınlar al basmasın diye baş uçlarına Kur’ân koyarlar.
*Kırmızı elbise giyeni al basmaz.
*Parmaklarının eklem yerleri olmadığı gibi, parmakları sivriymiş!
*Al karısının pişirdiği ekmek hiç bitmezmiş, çok bereketliymiş!
*Al karısının yakasındaki iğne çıkarılınca değirmen suyuna akıp, kaybolurmuş.
*Al karısının kaybolduğu su bir hafta kan akarmış.
*Al karısı elektrik gelmeden önce; karanlık olduğu için olurdu.
*Al karısının bindiği at sabaha kadar ayaklarını yere veya müsüre vururmuş

Kara ve Sarı Albastı

Albastı: Lohusaya musallat olan sarışın bir peri kızıdır. Lohusanın başında erkek beklemezse, tedbir alınmazsa lohusanın ciğerini yer. Peri kız, erkekten korkar; onun için Kozan Kültlerinde lohusayı erkek bekler. Başının altına Kuran konur. 30-40 sene öncesine kadar lohusanın yastığının içine kurt postundan bir parça kesilip konurdu. (Bu Orta Asya Samanlığının en bariz bir devamıdır. Bu şekli en koyu Yörük, Türkmen ve Alevi Türkmenlerde bile bulamadık). Bu kurt postu parçası ana ve yavruyu (albastı) ya karşı korurdu. Kozan Kürtleri ile Orta Asya’nın (Samanlığının) ne kadar benzer olduğunu iyice belirtelim : Kırgız- Kazak Türklerinde ” albastı iki nevi olup, biri (kara albastı) ve diğeri de (sarı albastı) dır. (Sarı albastı) lar hoca veya baskı (şaman) ların okumasıyla def olup giderler. (Kara albastı) ise, kendisini görmek iktidarına malik olan ocaklı adamdan başka kimseden korkmaz. (San albastı) sarışın bir kadın suretindedir. Bazen keçi veya tilki suretlerine de girer. Bu.ruh lohusalara musallat olup ciğerlerini alır, götürüp suya atar. Baskılar yahut ocaklı adam (albastı) yi ciğeri yerine koymaya mecbur ederler. (Albastı) yi yakalayan baskı, eline kopuz alarak şu afsunu söyler:
Ey, albastı zalim. Koy ciğerini yerine, Zavallının canın iade et. Sözümü tutmazsan, Bana hürmet etmezsen, Gözlerini çıkarırım.
Bu suretle merasim yapılırsa albastı ciğeri yerine koyar ve ölen loğusada iadeyi hayat edermiş. Baskılar (albastı)yı, ekseriya keçi suretinde görüyorlar…”

Kaynak: Abdülkadir İnan, Tarihte ve Bugün Şamanizm, Ankara 1954, sf. 169

Eski Türklerde Albastı

Albastı, bütün Türk boylarında ortak olarak inanılan bir kötü ruhtur. Yörelere ve tarihin akışına göre -birbirine benzer olmak üzere- şu sözcüklerle adlandırılmıştır: Abası, Al, Albas, Albastı, Albıs, Albız, Alkarası, Alkarısı, Almıs. Doğum sırasında ve sonrasında gerek ana için, gerek çocuk için çok büyük bir tehlike olan Albastı ve bu ruhla ilgili inançlar Türkler’in çok eski devirlerinden günümüze dek gelen, halâ Anadolu ve Anadolu dışı Türkler arasında yaşayan önemli bir mitolojik unsurdur.
Karakteristik bir Türk motifi olan Al, Albastı ruhu Orta ve Batı Türkleri’nde Albastı, Alkarısı; Osmanlı metinlerinde Albız; Uranha-Tuba Türkleri’nde Albıs; Altay Türkleri’nde Almıs; Saha (Yakut) Türkleri’nde Abası olarak bilinir. Kam = Baksı = Şaman’lar, Albastı‘yı genellikle keçi suretinde görürler. Bu inançla ilgili olarak yapılan törenlerde Albastı, ana ve çocuktan uzaklaştırılmağa çalışılır. Saptanmış böyle bir törende baksı bir yandan ilahi/afsun okur, öte yandan bir koyun ciğerini lohusanın ciğeri yerine Albastı’ya verir. Çünkü Albastı lohusanın ciğerini alıp kaçar ve suya atar. Ciğer suya düşerse lohusa ölür. Saptanan bu baksı ilahisi/afsunu şöyledir:

Ey şeytanlar, şeytanlar,
Bu ciğeri alın,
Buna kanaat edin,
Bu kadını öldürmeyin,
Zarar dokundurmayın,
Koyun ciğeri size yetmez mi?
Bu koyun ciğerini ciğer saymıyor musunuz?
Öyle ise elime kılıç alırım,
Hesapsız ruhlarımla,
Size saldırırım.

Lohusa kadınlara musallat olan Albastı hakkındaki inançlar ve Albastı’nın musallat olma şekli Kırgız, Kazak ve Anadolu Türkleri’nde bütün ayrıntılarıyla aynı biçimdedir (lohusanın ciğerlerini alıp götürmesi ve suya atması, ocaklı adamlardan korkması, tüfek sesinden kaçması, demirden ürkmesi vb). Kazak ve Kırgız Türkleri’nde keçi biçminde görünen bu kötü ruhun Urenha-Tuba Türkleri’nde keçi sesi ile bağırması, Anadolu Türkleri’nde kötü sesle bağırması gibi ayrıntıları da özdeştir.
Bu ruh bütün Türkler’de dişidir; hoppa, hilekar ve yalancıdır.
Urenha Türkleri’nin kam (şaman) dualarında anılan ve kayalarda bulunan 6 sarı Albastı, Kazak, Kırgız ve Başkurt Türkleri’nde Sarı Kız biçiminde olan ruh ve Anadolu Türkleri’nin Sarı Kızlar efsanesi arasında özdeşlik ilişkisi vardır.
Erzurum ve Erzincan inançlarına göre Albastı, at yelesini örmekten zevk alır. Yenisey Türkleri’nin bir kolu olan Kalar Türkleri’nin inançlarında da Kaya ve Dağ Ruhu’nun en sevdiği eğlence at yelesini örmektir. Lohusanın Kara ya da Kara Bastı’dan korkusunu ve bu Kara’yı kovmak için Kara Bakşı çağrılmasını da Manas Destanı’nın devamı olan Yolay Kaan Destanı’nda görürüz:

Kara bakşı bar edi
Karabaskan katındın
Evliyası bar edi…
Kara bakşı loğusaya gelen cinlere seslenerek:
Alıstan kelgen Al-bı deymen
Raktan kelgen can-bı deymen…

der. Burada geçen Al, Albastı‘dan başka bir şey değildir.
Sözün özü, Türk boylarınca Al, Albastı, Albas, Albız vb sözcüklerle adlandırılan kavram hakkında bütün Türk boylarında aynı inanmalar vardır. Lohusalara musallat olan bu kötü ruh Çin Seddi’nden Akdeniz kıyılarına, Kuzey Buz Denizi’nden Hindistan’a dek yayılmış olan Türkler’in inançlarında yer alır. Kuşkusuz bu inanç Türk kültürünün derinliklerinden kaynaklanmakta ve kökleri Eski Türkler’in Atlı Bozkır Kültürü’ne dayanmaktadır. Dolayısıyla Albastı inancı, Türkler ve Türk kültürü için -tıpkı Bozkurt gibi- tipik ve ayırt edici bir kültürel motiftir. Şimdi Albastı inancını Türk boylarına göre madde madde değerlendirelim:

KIRGIZ ve KAZAK TÜRKLERİ’NDE
Kırgız Türkleri ile Altaylılar’da doğum saatı yaklaştığında oba ya da oymak kadınları lohusanın evinde toplanırlar. Deneyimli bir kadın ebe (ineci) görevi yapar. Çadırın ortasına (ateş yakılan yerine) bir direk yerleştirilerek buna bir urgan bağlanır. Bu urganın bir ucu duvara bağlanır ve lohusanın koltuk altından geçirilir. Kadın çok acı çekmeğe başlarsa Albastı (Alkarısı) lohusaya musallat olmuş demektir. Bunun üzerine Albastı‘yı korkutmak üzere erkekler de toplanır ve “Hay! Huy!” diye bağırmağa başlarlar, tüfekle havaya ateş ederler. Bu gürültü, kadın doğuruncaya ya da baygınlığı geçinceye değin sürer. Kimi kez bir hoca ya da bir baksının işe karışması gerekir.
Kazak ve Kırgız Türkleri’ne göre Albastı iki çeşittir: Kara Albastı ve Sarı Albastı. Sarı Albastı‘lar hoca ya da baksı’ların (şaman) okumasıyla kaçarlar. Kara Albastıise, kendisini görebilen ocaklı adamdan başka kimseden korkmaz. Sarı Albastı, sarışın bir kadın biçimindedir; bazan keçi ya da tilki biçimlerine de girer. Bu ruh lohusalara musallat olup ciğerlerini alır ve götürüp suya atar. Baksılar ya da ocaklı adamlar Albastı‘yı ciğeri yerine koymağa mecbur ederler. Albastı‘yı yakalayan baksı kopuzunu eline alıp birtakım afsunlar söyler. Bundan sonra Albastı ciğeri yerine koyar ve lohusada yaşama geri döner. Baksılar, Albastıyı genellikle keçi biçiminde görürler.
Kara Albastı ya da öteki adıyla Kara, ciddî ve ağırbaşlı bir ruhtur. Sarı Albastı ise hoppa, hilekar ve şarlatandır. İnsanları çoğunlukla aldatarak ele geçirir. Kimi kez insana dokunmayacağına söz verir ve uzak durur. Ancak hep bir fırsat bekler ve kolayını bulduğunda da zararını verir.
Albastı tüfek sesinden korkar. Lohusa albastı olursa tüfek patlatılır. Albastı demircilerden, demirden ve ocaklı adamlardan da korkar. Kazaklar, lohusayı Albastı‘dan korumak için çekiç ve bir demir parçası alıp “Demirci geldi! Demirci geldi!” diye bağırırlar. Öyle kudretli demirciler ve ocaklı adamlar vardır ki bunların mendili, başlığı bile Albastı‘yı korkutmağa yeter. Bu inançların aynısı Anadolu Türkleri’nde de vardır.

BAŞKURT TÜRKLERİ’NDE
Başkurtlar’ın Albastı ile ilgili inançları Kazak ve Kırgız Türkleri’nin inançlarının aynısıdır.
KAZAN TÜRKLERİ’NDE
Kazan Türkleri’nin inançlarına göre de Albastı kötü bir ruhtur. Boş evlerde, çöllerde bulunur. Çeşitli biçimlerde görünür. Yolcuların yolunu şaşırtır, uykuda basar.
URENHA-TUBA TÜRKLERİ’NDE
Uluğ Kem ırmağının dolaylarında yaşayan şamanist Urenha-Tuba Türkleri’nde Albastı‘ya Albas adı verilir. Albas, hiç evlenmemiş bir kızdan türemiştir. Albaslar kumsal yerlerde ve kayalarda bulunurlar, keçi gibi bağırırlar. Kızlara musallat olup hasta ederler. Güçlü kamlar ilahiler okuyarak albısları kovarlar. Kam dualarında Sarı Kız olarak nitelendirilerler: Altı sarı albıslarım.
ALTAY TÜRKLERİ’NDE
Altaylılar’ın inançlarına göre Almıs (Altaylılar Albastı‘ya Almıs der), kötü bir ruhtur. Kara Nemeler‘in yani Kötü Ruhlar’ın başı olan Erlik ‘in adamlarından ve hizmetkarlarındandır. Altay Türkleri’nin Albastı inançları da genel olarak Kazak ve Kırgızlar’ınki gibidir.

Çarşamba Karısı

Türkçe’de ‘saçı başı karmakarışık, üstü başı özensiz kadın’ anlamında kullanılır, zaman zaman Alkarısı’na tekabül eder.
Çarşamba gecesi işe başlanırsa, kızan ve o eve kötülük yapan kötücül çirkin bir kadın olarak tanımlanan Çarşamba Karısı, gelip -genelde- evin çocuğunu kaçırır. Yine anadolu inançlarında haftanın belirli bir günü, yarım kalan işlerin olduğu evlere gelerek işleri karıştıran, insanlara kötülük yapan dişi varlık olarak tanımlanır.
Çarşamba karısından korunmanın bir yolu olarak, salı gününden çarşamba gününe yarım kalmış bir iş bırakılmaz.. Sözgelimi, örmekte olduğunuz bir kazak salı gecesi henüz bitmemişse, çarsamba karısi gelip kazağın örülmüş olan yarım parçalarını söker ya da karmakarışık eder. Bu yuzden kimi yörelerde çarsamba günü ev hanımlarının tatil günü gibidir. çamaşır yıkanmaz, ev süpürülmez vs.
Mitolojik bir yaratıktan ziyade hortlak, hayalet, -genel anlamda- cin, peri, öcü, dunganga türünde bir memorat unsurudur

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir