Azman Dede Balıkesir`de son gömdüğümüz Çanakkale gazisi İvrindi’nin Mallıca köyünden.. 104 yaşında idi.
irkilata
Osmanlı padişahlarının her hafta cuma namazı kılmak maksadıyla câmiye çıkışları, imparatorluk hayatının en debdebeli merasimlerindendi.
Tersane havuzlarına gemi alınınca, havuzların suyu, makinelerle değil, gayet büyük bostan dolaplariyla boşaltılırdı. Havuzların yanıbaşında bulunan bu dolaplara da “Havuz dolabı” adı verilirdi ve dolaplara mandalar koşulurdu.
Abdülhamit zamanında ve Meşrutiyette memur maaşları her ay muntazam olarak verilmezdi. Maaş çıkması bir mesele, memurlar için adeta bir bayramdı; memurların çoğu maaşlarını sarraflara faizle kırdırır, sıkıntı içinde yaşarlardı.
1.Dünya Savaşı sırasında şehit düşen vatan evlatlarının yetim çocukları Darü’leytamlar’da büyütülüyordu. Osmanlı’nın dar’üleytamlara iaşe vermekte zorlanması, yetim çocukların Almanya’ya gönderilmesi ve çıraklık programına tabi tutulması planını ortaya çıkardı. Ancak bu plan düşünüldüğü gibi yürümedi ve vatan evlatlarının hazin hikayeleri ortaya çıktı. Çıraklık için gönderildiğini düşünen Osmanlı yetimlerinin büyük kısmı madenlerde ağır şartlarda çalıştırılmaya başlatıldı. İnce bir giysiyle karın tokluğuna çalışan Osmanlı yetimleri kısa zamanda hastalanıp ölmeye başladılar. Çünkü beslenemiyorlardı da. Domuz etinin ucuzluğu nedeniyle Almanlar sıklıkla domuz çorbası içerken bahtsız Osmanlı yetimleri bu çorbalara el sürmüyordu. Kimi öldü, kimi kaçtı, kimi yakalanıp tekrar madenlerine teslim edildi. Projenin başarısızlığı sonucu kalanlar trenlere bindirilip ülkesine geri gönderildi. İşte bu yazı kara bahtlı Osmanlı yetimlerini konu alan 2014 yılı Toplumsal Tarih dergisinde çıkan bir araştırmadır.
Dünyanın tanınmış elmaslarının birer tarihçesi, macerası vardır. Bu arada bazıları kanlı ve uğursuz olarak meşhurdurlar. Türk hâzinesinde Kaşıkçı Elması diye anılan kıymetli taşın hikâyesini, on sekizinci asrın m üverrihlerinden Raşit, şöylece naklediyor;
21 Cemaziyelevvel 1249 yani 6 Ekim 1833 tarihli Takvim-i Vekai gazetesindeki birkaç sütunluk haberde, Tırnova Naibi Ahmet Şükrü Efendi’nin yazdığı bir mektup yayınlanmıştır.Mektuba göre Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan bir şehir olan Tırnova’da cadılar türemiştir.
Yavuz Sultan Selim, Mısır seferine giderken, yolu Konya’nın Çumra ilçesindeki Dedemoğlu köyüne düşmüştür. Sultan, ordusunun önünde ilerlemektedir. İhtiyar bir köylü görüntüsündeki Dede Molla’yı tarlasını sürerken görür ve yaklaşıp selam verir.
Barbaros Hayreddîn Paşa; Bu Araplar, cenk sanatını bilmez bir kavimdirler. Çölde çapulculuk yapmakla ordu hâlinde cenk etmeyi aynı şey sanırlar.
Havacı bu beklenmedik karşılaşma için “Bugüne kadar hiç bu kadar hızlı bir şey görmemiştim” diyor
1-)KİTABIN KONUSU :
Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski gücünü,heybetini kaybetmeye başlamış,isyanlar ve işgallerle zayıf duruma düşmüştür.Kitapta , bir Anadolu kasabası olan Akşehir’den yola çıkılarak ,kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır.Olaylar Akşehir’in bir kasabasında başla ve gelişir.
Ortaçağ Avrupası’nda gerçekleşen bu olaydan önce biraz Katharlar ile ilgili bilgi vermek gerekiyor aslında. Katharlar Fransa’nın Albigensians bölgesinde 12 ve 13. yüzyıllarda ortaya çıkmış ve Avrupa’nın batı ülkelerinde yayılmıştır.











