
Vampirler geçmişten günümüze yüzyıllardır anlatılmış ve anlatılmaya da devam etmektedir. Büyükada vampirleri de ülkemizde anlatılan ilginç olaylar arasındadır. Vampir ve buna benzer yaratıkların anlatılması günümüzden 5.000 yıl öncesine kadar dayanmaktadır. Özellikle Ortaçağ’da vampir ve cadı olaylarında büyük artış görülmüştür.
Tarihin tozlu raflarında yerini almış pek çok esrarengiz olay arasında, Büyükada’da yaşandığı iddia edilen vampir vakası, hâlâ tüyleri diken diken etmeye devam ediyor. Osmanlı arşivlerine bile sızdığı söylenen bu karanlık hikâye, yalnızca geceleri değil, inancımızı da sorgulatıyor.
yüzyılın sonlarına doğru, İstanbul’un gözde sayfiye bölgelerinden biri olan Büyükada’da garip olaylar yaşanmaya başlanmıştı. Kayıp insanlar, boş mezarlar, kan izleri… Ve hepsinin ortasında, halkın fısıltıyla konuştuğu tek bir kelime: Vampir.
Dönemin yerel gazetelerinde yer almayan ama halk arasında yaygınlaşan söylentilere göre, özellikle yaz aylarında adaya gelen bazı ziyaretçiler bir daha geri dönemiyordu. Bazıları sabahları uyanmıyor, bazılarıysa kan kaybından hayatını kaybediyordu. Cesetlerde herhangi bir darp izi yoktu ama boğaz çevresinde belirgin iki küçük delik dikkat çekiyordu…
Bazı kaynaklar bu olayların gece vakti, özellikle dolunay zamanlarında yoğunlaştığını söylüyor. O dönem yaşayan birkaç yaşlı ada sakininin torunları, atalarından aktarılan korku dolu hikâyeleri hâlâ anlatıyor.
Osmanlı Devleti döneminde Büyükada da gizemli olaylar meydana geldi. Bu olaylarda birde vampir vakasına rastlanmıştır. Tarihler 1805’i gösterdiğinde Büyükada’da Rum iki genç sandalla denize açılırlar. Bunların isimleri Yorgo ve Manolis’tir. Bu gençlerden Manolis dönüş esnasında sandaldan düşer ve kafasını kayalıklara çarparak ölür.
Bu olayın üzerinden biraz zaman geçtikten sonra paranormal olaylar olmaya başlar. Yorgo, Manolis’i evlerinin bahçesinde gördüğünü iddia eder. Olayların devamında da ada sakinlerinin hayvanları boğazları parçalanmış halde bulunmaya başlar. Bu ilginç olaylar bu şekilde devam eder ve ada sakinleri duruma bir anlam veremez.
Birkaç ay sonra ada da 3 genç kaybolur ve tüm aramalara rağmen bulanamazlar. Ada sakinlerinin gençleri ormanlık alanda gördüğünü iddia etmesi üzerine büyük çaplı aramalar yapılır. Bu aramalarda hiç kimse bulunamasa da gençlere ait elbiselere ve ayakkabılara rastlanır.
İlerleyen günlerde esrarengiz olaylar devam eder. Adanın uç kesiminde oturan yaşlı bir çift boğazları parçalanmış halde bulunur. Bu olay tüm ada halkını etkiler ve Hristiyan din adamına giderek yardım istemelerine neden olur. Olayı kendi başına çözemeyen papaz Ortodoks kilisesinden yardım istedi ve durumu ayrıntılı şekilde anlatan bir mektup yazdı. Gelen mektup üzerine durumu tartışan piskoposlar olayın gizemli güçler tarafından meydana getirebileceğini ve bunların da vampirler olduğuna karar verdiler.
Papaza gönderilen cevap mektubuyla birlikte vampirlere karşı kullanması gereken silahları ve kutsal ürünleri içeren bir de sandık gönderildi. Bu sandıkta bir kişinin vampir olduğunu anlamak ve öldürmek için kullanılan tüm ürünler bulunuyordu.
Gelen mektuplar üzerine durumu halkın ileri gelenleriyle paylaşan papaz, gizemli olayın tüm halkı korkutmaması için herkesle paylaşılmaması ister. Zaten adada korku hikayeleri almış başını gitmiştir.
Papaz tekrar bir arama ekibi kurarak ve bunları da gelen silahlarla donatarak vampir avını başlatır. Yapılan aramalarda kimse bulunamaz fakat ormanlık bir alana sapan bir kişi vampir saldırısına uğrar. Bu saldırıya şans eseri denk gelen Osmanlı zabitleri vampiri güçlükle de olsa yakalarlar. Saldıran vampir sandaldan düşerek ölen Manolis’tir.
Doğaüstü olaylar karşısında ne yapacağını bilemeyen Osmanlı zabitleri durumu İstanbul’a bildirir ve yardım ister. Bu sırada gözetim altında tutulan Manolis, bulunduğu yerin penceresini parçalayarak kaçar ve bir daha bulunamaz. Manolis’in babası ve ada sakinleri mezarına gider, açar ve tabutun boş olduğunu görürler. Manolis’in babası saldırıdan korunmak için adet üzere tabutun tahtalarını evin kapısına çakar. Bu tabutun parçaları günümüzde bile Büyükada’daki bu evin kapısında bulunmaktadır.
Bu son olaydan sonra yapılan aramalarda bir ize rastlanmaz ve gizemli olay bu şekilde kapanır. Bazı kaynaklar vampirlerin bulunarak öldürüldüğünü de söylemiştir. Osmanlı döneminde yaşanılan en gizemli olaylar arasında gösterebileceğimiz Büyükada vampirleri halen tartışılmaya devam etmektedir.
Şaşırtıcı olan şu: Osmanlı arşivlerinde, 1894 yılına ait bazı belgelerde “adada huzursuzluk çıkaran ve halkı dehşete düşüren olağandışı olaylar”dan söz ediliyor. El yazması raporlarda, mezarlıklarda gece kazı yapıldığına dair notlar, jandarma görevlilerinin bölgede yaptığı nöbet kayıtları bile bulunmuş.
Bu belgelerin hiçbirinde açıkça “vampir” kelimesi geçmese de, anlatılanlar tam anlamıyla bir vampir hikâyesini andırıyor. Üstelik olayların yaşandığı dönemde İstanbul’da görev yapan bazı Avrupalı doktorların da bu olayları raporladığı, hatta dönemin İngiliz konsolosluğunun sürece dahil olduğu iddia ediliyor.
O dönemde Büyükada, yalnızca yerel halkın değil; Rum, Ermeni ve Avrupalı zenginlerin de rağbet ettiği bir yerdi. Bazı teorilere göre, Orta Avrupa’dan gelen bazı mistik toplulukların ada üzerinde deneyler yaptığı ya da “ölümsüzlük peşinde” birtakım ritüeller uyguladığı öne sürülüyor.
Bazı kaynaklar, Transilvanya kökenli bir kadının adada yaşadığına ve bu kadının, vampir inancını Osmanlı topraklarına taşıyan kişi olduğuna inanıyor. Kadının adı tarihe karışmış olsa da, ardında bıraktığı korku hâlâ unutulmuş değil.
Büyükada’daki bazı mezarlıklar, bu olaylardan sonra bir süreliğine halka kapatıldı. Gece geç saatlerde mezar başlarında mum yakan gizemli kişilerin görüldüğü, bazen de mezar taşlarının taze kazılmış olduğu bildirildi.
En çarpıcı iddia ise 1901 yılında adada bulunan bir evin tavan arasında rastlanan eski bir günlük… Günlükte “kanın ötesinde hayat”tan, “ay ışığında dirilenlerden” ve “gece her şeyin başladığı o andan” söz ediliyordu. Günlüğün akıbeti bilinmiyor.
Kimi tarihçilere göre bu olaylar, bir tür seri cinayet veya hastalık salgını da olabilir. Ancak olaylara karışan kişilerin aydınlanma cemiyetleri ile ilişkili olduğu ve ezoterik ritüeller uyguladığı yönündeki iddialar, konuyu sadece hastalık ya da suç düzeyinde bırakmıyor.
Adada hâlâ yaşayan bazı ailelerin, bu sırlarla doğrudan bağlantılı oldukları ve sırlarını nesilden nesile aktardıkları da söyleniyor.

osmanli vampirleri
Yıllardır anlatılan vampir hikayeleri ve vampirlerle karşılaştığını söyleyen insanların yaşadığı esrarengiz olaylar bazı ortak noktalarda örtüşmektedir. Edindiğimiz bilgilere göre vampirlerin özellikleri şu şekildedir.
Vampirleri tanımak ve öldürmek için oluşturulmuş birçok ürün bulunmaktadır. Ortodoks kilisesi tarafından gönderilen sandıkta da tüm bu kutsal eşyalar ve silahlar bulunmaktaydı. Vampirler nasıl öldürülür ve vampirlere karşı hangi silahlar kullanılır? Tüm bunlara göz atalım.
Saf gümüşün vampirlere karşı kullanılması onları yaralayacağı ve güçsüz düşüreceği düşünülmektedir. Bu nedenle gümüş bıçaklar ve gümüş mermiler vampirlere karşı sıkça kullanılır.
Haç birçok olayda gizemli güçler ve vampirlere karşı kullanılmaktadır. Haç gösterilen kişinin tepkisine göre vampir olup olmadığı anlaşılırdı. Güçlü vampirlerde işe yaramadığı da belirtilmektedir.
Kazıklar vampirleri öldürmede son noktadır. İşi bitirilen vampirin kalbine sivri kısmına sarımsak sürülmüş kazık sokulur. Bu sayede vampir tamamen ölürdü.
Hristiyan inanışına göre kutsal kitaptan okunan pasajlar vampirleri güçsüz düşürürdü.
Bazı karışımların ve bitkisel ürünlerin vampirleri güçsüz düşüreceği söyleniyordu. Bu nedenle birçok ürün şişeler halinde gönderilen sandığa konulmuştur. Bu ürünler;
Son olarak yakalanan vampirin kafasını kesmek için büyük bir pala gönderilmiştir. Kafası kesilen vampir bir daha canlanamazdı. İşte gönderilen tüm bu materyaller ile Büyükada vampirleri durdurulmaya çalışılacaktı.
Bu paranormal ve ilginç olaylar günümüzde birçok kişi tarafından tartışılmaktadır. Bir kesim inanmazken, inanların sayısı da oldukça fazladır. Vampirler gerçek mi ya da Büyükada’da vampir olayları oldu mu? Kesin bir dille cevap veremeyiz fakat bazı somut deliller bunların gerçek olduğunu destekler nitelikte. Olayın delillerine göz atacak olursak;
Büyükada vampirleri gerçek mi ya da vampirler gerçek mi bunu bilmemiz, kendileriyle karşılaşmadan mümkün değil. Fakat gösterilen somut delilleri de göz ardı edemeyiz.
Kısacası, Büyükada hâlâ o sırrı içinde saklıyor olabilir. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce Büyükada’da yaşanan olaylar gerçekten vampir olaylarımıydı? Yorumlarınızı bekliyoruz.